http://www.kulturelajanda.com/wp-content/uploads/2013/11/sergi-300x300.jpg
Hayri Ağan “Doğa ve İnsan” Resim Sergisi 07/Şubat/2015 – 01/Mart/2015 tarihleri arasında Harmony Sanat Galerisi’nde gezilebilir.
Hayri Ağan "Doğa ve İnsan"
http://www.kulturelajanda.com/wp-content/uploads/2013/11/sergi-300x300.jpg
Hayri Ağan “Doğa ve İnsan” Resim Sergisi 07/Şubat/2015 – 01/Mart/2015 tarihleri arasında Harmony Sanat Galerisi’nde gezilebilir.
http://www.kulturelajanda.com/wp-content/uploads/2013/11/sergi-300x300.jpg
Hale Eryaman Resim Sergisi 07/Şubat/2015 – 27/Şubat/2015 tarihleri arasında Tuze Sanat Galerisinde Gezilebilir.
Bağdat Cad. Yazarlar Sok. Kırlangıç Apt. 6/2 Suadiye İstanbul
http://www.kulturelajanda.com/wp-content/uploads/2013/11/sergi-300x300.jpg
Gültekin Serbest “Mavi Turkuaz Düşler” Resim Sergisi 03 Şubat 2015 – 23 Şubat 2015 tarihleri arasında Sepa Sanat Galerisi Ankara da gezilebilir.
http://www.kulturelajanda.com/wp-content/uploads/2013/10/sema_toreni_02-300x165.jpg
Semâ Töreni’nde Hammamizade İsmail Dede Efendi’nin bestesi olan Ferahfeza makamında Ayin-i Şerifi icrâ edilecektir.
(Andaç Arbaş ve Ali Doğan Ergin, 1958 yılında Konya’da başlatılmış olan “Mevlana İhtifalleri” Mevlana Celaleddin Rumi’yi anma törenlerinde 1958 yılından itibaren neyzen olarak hizmette bulunarak bu görevi 1990 yılına kadar sürdürmüşlerdir. Ali Doğan Ergin 1978-1990 yıllarında Konya’da Neyzenbaşı ve Mûtrib Heyeti Başkanı olarak görevi yapmıştır.)
İnsanlık aleminin müstesna değerlerinden biri olan Mevlana Celaleddin Rumi’nin ve onunla gelişen kültürün yozlaştırılmadan gelecek nesillere ulaştırılmasını kutsal bir görev kabul ederek, titizlikle uygulayan Mevlana Kültür ve Sanat Vakfı, Mevlana Celaleddin Rumi’nin 800 yıldan günümüze akıp gelen manevî kültür potansiyeli içeriğinde güzel ahlâk, iç özgürlük, mutluluk, hoşgörü, aşk ve disiplin olgularını, her dil ve dinden toplumlara aktarmak ve kendisinin çizdiği sevgi, sanat, anlayış ve insanları yakınlaştırma yolunu geliştirmek amacında, Mevlânâ’nın öngördüğü ilâhî birlik, sevgi, akıl ve kültürün yardımı ile insanların iç zenginliğini geliştirmek ve yaşamı güzelleştirmek gayretindedir.
Bu amaçların gerçekleşmesi için 1990 yılında Konya’da Mevlânâ’yı anma haftasında vakfın Musiki Heyeti ile sema töreni gerçekleştirilmiş, T.C.Kültür Bakanlığı’nın İstanbul’da Ayasofya’da düzenlediği konserde vakfın Tasavvuf Musikisi Topluluğu Yunus Emre’nin şiirlerinden bestelenmiş eserleri sunmuştur. Gerçekleştirilen etkinlikler sonucu TURSAB tarafından 1994 yılında Vakıf, Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel eli ile altın plaketle ödüllendirilmiştir.
1996 yılında Alaska’dan başlamak üzere A.B.D.’nin 18 eyaletinde, 1997 yılında Kanada ve A.B.D.nin 14 eyaletinde sema törenleri, sohbet toplantıları ile televizyon ve radyo programları yapılmıştır. İstanbul CCR’de gerçekleştirdiği etkinlikler TRT 2’de yayınlanmış, bu programda ilk defa Diyanet İşleri Başkanı dahil Türkiye’deki bütün dinlerin ruhani liderleri de hazır bulunmuştur.
1997 yılında Lonra’da Kraliyet Ailesi ve özel davetli önünde vakıf sanatçıları gerçekleştirdikleri sema töreni ile büyük beğeni ve ilgi ile izlenmiş, aynı yıl İtalya’da Guisappe Verdi Konser Salonu’nda verdiği konser ile Milanolu’ların hayranlığını kazanmış, Antalya Aspendos Tiyatrosu’nda da ilk defa binlerce yabancı izleyiciye Mevlânâ’nın manevî aleminin esintileri konferans ve sema töreni ile yansıtılmaya çalışılmıştır.
http://www.kulturelajanda.com/wp-content/uploads/2013/10/sema_toreni_02-300x165.jpg
Semâ Töreni’nde Hammamizade İsmail Dede Efendi’nin bestesi olan Ferahfeza makamında Ayin-i Şerifi icrâ edilecektir.
(Andaç Arbaş ve Ali Doğan Ergin, 1958 yılında Konya’da başlatılmış olan “Mevlana İhtifalleri” Mevlana Celaleddin Rumi’yi anma törenlerinde 1958 yılından itibaren neyzen olarak hizmette bulunarak bu görevi 1990 yılına kadar sürdürmüşlerdir. Ali Doğan Ergin 1978-1990 yıllarında Konya’da Neyzenbaşı ve Mûtrib Heyeti Başkanı olarak görevi yapmıştır.)
İnsanlık aleminin müstesna değerlerinden biri olan Mevlana Celaleddin Rumi’nin ve onunla gelişen kültürün yozlaştırılmadan gelecek nesillere ulaştırılmasını kutsal bir görev kabul ederek, titizlikle uygulayan Mevlana Kültür ve Sanat Vakfı, Mevlana Celaleddin Rumi’nin 800 yıldan günümüze akıp gelen manevî kültür potansiyeli içeriğinde güzel ahlâk, iç özgürlük, mutluluk, hoşgörü, aşk ve disiplin olgularını, her dil ve dinden toplumlara aktarmak ve kendisinin çizdiği sevgi, sanat, anlayış ve insanları yakınlaştırma yolunu geliştirmek amacında, Mevlânâ’nın öngördüğü ilâhî birlik, sevgi, akıl ve kültürün yardımı ile insanların iç zenginliğini geliştirmek ve yaşamı güzelleştirmek gayretindedir.
Bu amaçların gerçekleşmesi için 1990 yılında Konya’da Mevlânâ’yı anma haftasında vakfın Musiki Heyeti ile sema töreni gerçekleştirilmiş, T.C.Kültür Bakanlığı’nın İstanbul’da Ayasofya’da düzenlediği konserde vakfın Tasavvuf Musikisi Topluluğu Yunus Emre’nin şiirlerinden bestelenmiş eserleri sunmuştur. Gerçekleştirilen etkinlikler sonucu TURSAB tarafından 1994 yılında Vakıf, Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel eli ile altın plaketle ödüllendirilmiştir.
1996 yılında Alaska’dan başlamak üzere A.B.D.’nin 18 eyaletinde, 1997 yılında Kanada ve A.B.D.nin 14 eyaletinde sema törenleri, sohbet toplantıları ile televizyon ve radyo programları yapılmıştır. İstanbul CCR’de gerçekleştirdiği etkinlikler TRT 2’de yayınlanmış, bu programda ilk defa Diyanet İşleri Başkanı dahil Türkiye’deki bütün dinlerin ruhani liderleri de hazır bulunmuştur.
1997 yılında Lonra’da Kraliyet Ailesi ve özel davetli önünde vakıf sanatçıları gerçekleştirdikleri sema töreni ile büyük beğeni ve ilgi ile izlenmiş, aynı yıl İtalya’da Guisappe Verdi Konser Salonu’nda verdiği konser ile Milanolu’ların hayranlığını kazanmış, Antalya Aspendos Tiyatrosu’nda da ilk defa binlerce yabancı izleyiciye Mevlânâ’nın manevî aleminin esintileri konferans ve sema töreni ile yansıtılmaya çalışılmıştır.
http://www.kulturelajanda.com/wp-content/uploads/2014/02/goksel_14subat-220x121.jpg
14 Şubat Sevgililer Günü’nde Göksel ile aşka geleceksiniz! Türk pop müziğinin güçlü yorumcularından Göksel, yepyeni aşk şarkılarını yılın en romantik gününde, en romantik aşıklar için Suada Club – GS Adası’nda seslendirecek.
Bu ay çıkardığı “Sen Orda Yoksun” albümü ile müzik listelerinin zirvesine oturan Göksel, 14 Şubat Sevgililer Günü medya sponsorluğunu Powertürk’ün üstlendiği Suada Club – GS Adası’ndaki konserde tüm sevenleriyle buluşacak. Yepyeni şarkılarını ilk defa canlı canlı dinlemek için bu romantik konseri sakın kaçırmayın.
Dilerseniz konser öncesi Suada Club – GS Adası’nın seçkin restoranlarında (G Balık, Suda Kebap ve Aslan Restaurant) muhteşem bir akşam yemeği yedikten sonra tüm yıl konuşulacak bu konseri izleyebilir, dilerseniz de direk konser alanına geçip sevdikleriniz ile beraber keyifli bir gece geçirebilirsiniz. Restoranlar için rezervasyon yaptırmayı unutmayınız.
Dünya çapında pek çok organizasyona ev sahipliği yapan, yerli ve yabancı misafirlerini dört mevsim, değişik konseptlerde ağırlayan Suada Club – GS Adası; yılın en romantik gecesi 14 Şubat Sevgililer Günü’nde tüm romantik çiftlere Göksel ile unutulmayacak bir gece vadediyor.
http://www.kulturelajanda.com/wp-content/uploads/2015/01/ana_nilkaraibrahimgil-220x154.jpg
Sevilen Sanatçı Nil Karaibrahimgil, 28/02/2015 tarihinde Bostancı Gösteri Merkezi’nde sevenleri ile buluşuyor.
http://www.kulturelajanda.com/wp-content/uploads/2013/10/sezen-aksu-psm-300x197.jpg
Sezen Aksu, Dünya Kadınlar Günü haftasında üç gün üst üste, Bostancı Gösteri Merkezi’nde!
Sanatçı 6 Mart 2015 Cuma, 7 Mart 2015 Cumartesi ve 8 Mart 2015 Pazar Dünya Kadınlar Günü’nde, sevilen şarkılarını hayranlarıyla seslendirecek.
http://www.kulturelajanda.com/wp-content/uploads/2015/01/poster-157x220.jpg
Elithandicraft 2015 Yılının ilk El Sanatları Karma Sergisini Üsküdar Belediyesi‘nin katkılarıyla Altunizade Kültür Merkezi‘nde ziyarete açıyor.
Sergide değerli usta ve sanatçılara ait el yapımı özel tasarım El Sanatı Eserlerini görebilirsiniz.
Sergi’nin Facebook Etkinlik Sayfasına Ulaşmak için Tıklayın
Altunizade Kültür Merkezi :Altunizade Mah. Sırma Perde Sok. No:23 Üsküdar İstanbul
http://www.kulturelajanda.com/wp-content/uploads/2015/01/la-boheme-220x145.jpg
La Bohème; Royal Opera’nın global prodüksiyonu ile İstanbul’da! Hayat dolu Latin Mahallesi’nde yaşayan fakir sanatçıların kıt kanaat bir yaşam sürdüğü 1830’ların Paris’ini yeniden canlandıran eser, Zorlu sahnesine taşınıyor. Puccini’nin notaları, tıpkı Rodolfo ve Mimi’nin aşkında olduğu gibi hem duygusal yoğunluğu hem de Paris toplumundan bir kesitin bütün gürültü ve canlılığı ile resmedildiği bir renk cümbüşünü içeriyor. Paris’in bohem ruhunu gündelik yaşamdan bir aşk hikayesi ve eşsiz bir müzik ile anlatan bu romantik eser sizi de büyüleyecek.
La Bohème; Royal Opera House, Covent Garden, Londra ile işbirliği içinde yapılmaktadır. Bu yapım ilk olarak 6 Şubat 1974’te Londra’da Royal Opera House’da sergilenmiştir.
Şef: Cem Mansur
• Mimi: Simge Büyükedes – Soprano
• Rodolfo: David Butt Philip – Tenor
• Musetta: Madeleine Pierard – Soprano
• Marcello: ZhengZhong Zhou – Bariton
Yönetmen: Richard Gerard Jones
Orkestra: Lokal orkestra
Koro: Boğaziçi Caz Korosu Şefi Masis Aram Gözbek bir araya getirmiştir.
http://www.kulturelajanda.com/wp-content/uploads/2015/01/la-boheme-220x145.jpg
La Bohème; Royal Opera’nın global prodüksiyonu ile İstanbul’da! Hayat dolu Latin Mahallesi’nde yaşayan fakir sanatçıların kıt kanaat bir yaşam sürdüğü 1830’ların Paris’ini yeniden canlandıran eser, Zorlu sahnesine taşınıyor. Puccini’nin notaları, tıpkı Rodolfo ve Mimi’nin aşkında olduğu gibi hem duygusal yoğunluğu hem de Paris toplumundan bir kesitin bütün gürültü ve canlılığı ile resmedildiği bir renk cümbüşünü içeriyor. Paris’in bohem ruhunu gündelik yaşamdan bir aşk hikayesi ve eşsiz bir müzik ile anlatan bu romantik eser sizi de büyüleyecek.
La Bohème; Royal Opera House, Covent Garden, Londra ile işbirliği içinde yapılmaktadır. Bu yapım ilk olarak 6 Şubat 1974’te Londra’da Royal Opera House’da sergilenmiştir.
Şef: Cem Mansur
• Mimi: Simge Büyükedes – Soprano
• Rodolfo: David Butt Philip – Tenor
• Musetta: Madeleine Pierard – Soprano
• Marcello: ZhengZhong Zhou – Bariton
Yönetmen: Richard Gerard Jones
Orkestra: Lokal orkestra
Koro: Boğaziçi Caz Korosu Şefi Masis Aram Gözbek bir araya getirmiştir.
http://www.kulturelajanda.com/wp-content/uploads/2015/01/la-boheme-220x145.jpg
La Bohème; Royal Opera’nın global prodüksiyonu ile İstanbul’da! Hayat dolu Latin Mahallesi’nde yaşayan fakir sanatçıların kıt kanaat bir yaşam sürdüğü 1830’ların Paris’ini yeniden canlandıran eser, Zorlu sahnesine taşınıyor. Puccini’nin notaları, tıpkı Rodolfo ve Mimi’nin aşkında olduğu gibi hem duygusal yoğunluğu hem de Paris toplumundan bir kesitin bütün gürültü ve canlılığı ile resmedildiği bir renk cümbüşünü içeriyor. Paris’in bohem ruhunu gündelik yaşamdan bir aşk hikayesi ve eşsiz bir müzik ile anlatan bu romantik eser sizi de büyüleyecek.
La Bohème; Royal Opera House, Covent Garden, Londra ile işbirliği içinde yapılmaktadır. Bu yapım ilk olarak 6 Şubat 1974’te Londra’da Royal Opera House’da sergilenmiştir.
Şef: Cem Mansur
• Mimi: Simge Büyükedes – Soprano
• Rodolfo: David Butt Philip – Tenor
• Musetta: Madeleine Pierard – Soprano
• Marcello: ZhengZhong Zhou – Bariton
Yönetmen: Richard Gerard Jones
Orkestra: Lokal orkestra
Koro: Boğaziçi Caz Korosu Şefi Masis Aram Gözbek bir araya getirmiştir.
http://www.kulturelajanda.com/wp-content/uploads/2014/12/placido-domingo-220x123.jpg
Operanın yaşayan en büyük efsanesi Plácido Domingo İstanbul’a geliyor!
Elli yılı aşkın kariyerinde gerçekleştirdiği 3600’ü aşkın performansla yüzyılın en büyük tenorlarından biri olarak klasik müzik tarihine geçen Plácido Domingo, 19 Ocak’ta İstanbul’da konser vermeye hazırlanıyor.
Dünyanın en önemli sahnelerinde yarım yüzyılı aşkın kariyeri boyunca, 140’tan fazla rol seslendiren, 3.600’ü aşkın performans gerçekleştiren, 500’ün üstünde konser yöneten, çoğu tam opera kayıtlarından oluşan 100’ü aşkın albüm çalışmasına imza atan, 9 Grammy ödülü sahibi İspanyol tenor Plácido Domingo, zengin repertuvarını 19 Ocak 2015 Pazartesi akşamı Ülker Sports Arena’da İstanbullu müzikseverler için seslendirecek.
Son olarak 30 Ekim akşamı Londra’da gerçekleştirilen iTunes festivalinin kapanış konseriyle, geçtiğimiz ay yayınladığı Akdeniz şarkılarını içeren Encanto del Mar albümüyle ve Londra Kraliyet Opera sahnesindeki Verdi’s I due Foscari performansıyla izleyicileri büyüleyen Domingo, ilerleyen yaşına rağmen aktif sanat hayatıyla “operanın kralı” unvanını koruyor. Tenorluğun yanı sıra orkestra şefliği yapan Domingo, Los Angeles Operaevi’nin genel direktörlüğü görevini yürütüyor.
Opera sanatını halka yayan nadir sanatçılardan
Repertuvarı Mozart’tan Verdi’ye, Berlioz’den Puccini’ye, Wagner’den Ginastera’ya çok geniş bir aralığı kapsıyan Plácido Domingo, klâsik operanın 40’ı aşkın baştenor rolünde unutulmaz performanslara imza attı. Rol aldığı opera filmleri, TV programları, doldurduğu plâkları, dünyanın önde gelen şehirlerinde verdiği konserler ve katıldığı müzik şenlikleriyle opera sanatının halka yayılmasında en etkili sanatçılardan biri olarak biliniyor.
1990 yılında İtalya’daki Dünya Kupası için hazırlanan “Three Tenors” konseri ile uluslararası üne kavuşan tenorun, İtalyan Luciano Pavarotti ve Katalan José Carreras ile birlikte verdiği 35 konseri kapsayan turnesinin kayıdı, klasik müziğin en çok satan albüm serisi olarak hafızalarda tazeliğini koruyor.
Tenorluğunun yanı sıra 2009’da Simon Boccanegra’daki bariton başrolünü de söyleyerek sesinin çok renkliliğini kanıtlayan ve bariton roller söylemeye de devam eden Plácido Domingo, 2003 yılı sonu itibarıyla gerçekleştirdiği 144 farklı rol seslendirmesiyle bu alandaki rekorunu elinde tutuyor.
http://www.kulturelajanda.com/wp-content/uploads/2014/12/Kasım-2012-5-215x220.jpg
SAVAŞ ÇEVİK HÜSN-Ü HAT SERGİSİ “denge”
Açılış:17 ARALIK 2014 ÇARŞAMBA Saat:18.30
Sergi Süresi: 19 ARALIK 2014 – 12 OCAK 2015
Yer: Zeytinburnu Kültür Merkezi (Semiha Şakir Cd. Zeytinburnu Meydanı / İSTANBUL)
Küratör: Mehmet Lütfi ŞEN
VARLIĞIN İFADESİNDEN
İFADENİN VARLIK KAZANDIĞI YERE
Alfabeler genellikle soyut harf biçimlerinden oluşur. Bu soyut biçimlerin yan yana gelmesiyle oluşan kelimeler somut birer temsilcidirler. Her kelime nesneler ve fiiller dünyasından bir şeylerin yerini tutmak için vardır. Dil; aynı dili konuşan insanların, kelimelerin ileteceği anlamlardaki konsensüsünden doğar. Kısaca bizler ifade et- mek istediğimiz varlığı, o varlığı temsil eden kelimeyle aktarırız muhatabımıza. Harfler ve kelimeler bir sanat eserinin malzemeleri olduğundaysa durum değişir. Burada kelimeler varlığı temsil etmenin ötesinde, kendileri birer varlığa dönüşürler. Sözgelimi hepimizin konuştuğu, bildiği kelimelerden yaratılan bir şiir, kelimelerin taşı- dığı anlamların ötesinde, daha önce hiç tanımadığımız tat ve deneyim yaşatır bize. Yine örneğin Karahisari’nin Türk ve İslam Eserleri Müzesi Koleksiyonu’nda yer alan Besmele’si, besmelenin anlamını iletmenin ötesine geçer ve içimizde daha önce yaşamadığımız bir estetik heyecanı inşa eder.
Bizim hat sanatımızın geldiği yerde “Kur-an İstanbul’da yazıldı” dedirten zirve bir gelenek vardır. Bu sanat her devirde büyük sanatçıların geleneğe yeni zirve eserler eklemesiyle bütün bir dünyada üst düzey bir saygı ve hayranlık uyandırmaya devam ediyor. Bugün önemli olan bu kadim geleneği kavramak, ona yeni imkânlar kazandırarak geleceğe kaynaklık edecek eserler yaratmaktır. Karşınızda olduğumuz “denge” projesi, içinde geleceğin sanatçılarına kılavuzluk edecek büyük imkânlar barındıran, son dönemin hat üstatlarından Savaş Çevik’in sanat hayatının bir özeti olarak hazırlandı. Çevik’in levhaları kadim hat sanatımızın yükselen grafiğinin bugün geldiği yeri gösteriyor. Sanatçı büyük geleneğe kendine özgü birçok yeniliği katarak, kendi olmayı gerçekleştirdiği için, bütün bir dünyayı etkileyen eserler ortaya koydu. Onun eserlerinde kelimeler, anlamı iletmenin çok ötesine geçerek, anlam üstü estetik birer varlığa dönüşüyorlar. Bu çalışmalar, onlarla sanatsal bir bağ kurabilenlere biricik estetik deneyimler yaşatıyor. Bu özgün deneyim daha çok, eserlerdeki kelimelerin anlamlarının ötesinde, bizim içimizde anlatamadığımız soyut güzellikleri görünür kılmasından kaynaklanıyor.
Savaş Çevik’in bizleri büyüleyen eserlerinin arkasında, onun gelenekle kurduğu doğru iletişim var. Çevik son asrın büyük üstatları Hamit Aytaç, Kemal Batanay ve Ali Alparslan’dan dersler almış ve modern çalışmalarıyla öne çıkan Emin Barın’ın uzun yıllar asistanlığını yapmıştır. Sanatçı bu gelenekle kurulmuş doğru rabıtaya, bir ömür“SavaşÇevik”titizl
İşte karşınızda olduğumuz “denge” projesi için Savaş Hoca’yı muhteşem eserlerinin göz kamaştırdığı Üskü- dar’daki atölyesinde ziyaret ettim. Önerimi kırmayarak uzun zaman birlikte titizlikle çalıştığımız ve geleceğe kalacağına inandığım etkinlik için kendisine gönülden teşekkür ediyorum. Sergimize ev sahipliğini yapan ve imkânlarını oluşturan Zeytinburnu Belediye Başkanımız Sayın Murat Aydın’a, yine kataloga kritik yazıları yazan Prof. Dr. M. Hüsrev Subaşı ve Doç. Dr. Süleyman Berk dostlarıma şükranlarımı sunuyorum.
Mehmet Lütfi ŞEN
Küratör
http://www.kulturelajanda.com/wp-content/uploads/2014/12/Ali-Kocatepe-220x145.jpg
50. Sanat Yılı Konseri
Söz ve Müzik Ustası ALİ KOCATEPE,
“50. SANAT YILI”nı: 25 Aralık 2014 Perşembe Gecesi Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde; Eski ve Yeni Kuşak Dostları’nın sürpriz performansları ile kutluyor!
“SÖZ VE MÜZİK: ALİ KOCATEPE” Prodüksiyonuna (alfabetik sıra ile),
aralarında: AYSUN KOCATEPE, BEDÜK, BOĞAZİÇİ CAZ KOROSU, BURCU GÜNEŞ, CANAN ANDERSON, NÜKHET DURU, PİNHANİ,YAŞAR, CEMİL DEMİRBAKAN, YÜKSEK SADAKAT gibi çok özel isim ve grupların yer aldığı bir “Sanatçılar Ordusu” eşlik edecek!
“SÖZ VE MÜZİK: ALİ KOCATEPE” adlı bu dev Prodüksiyonla;
“50. Sanat Yılı”nı sahne üzerinde kutlayacak olan ALİ KOCATEPE’nin sürprizleri ise gece boyu devam edecek!..
İşte yine o gecede,
Tiyatro ve Sinema Dünyamızın sanatla dopdolu genç ve yetenekli “Yeni Kuşak” temsilcileri; aralarına profesyonel müzisyen arkadaşlarını da katarak, unutulmaz bir Zorlu Performans Sanatları Merkezi Gecesi’nde seslerini seslerine ekleyecekler.
Eski ve başarılı bir spor spikeri de olan müzisyen ALİ KOCATEPE: “TOPÇU VE POPÇU KORO” adı altında sürpriz iki kadro yarattı.
‘POPÇU KORO’nun başında: BOĞAZİÇİ CAZ KOROSU’nun genç ve yetenekli Şefi MASİS ARAM GÖZBEK var.
Adı “KOCATEPE GÜZZ KOROSU” olan bu POPÇU KORO’nun kadrosu ise:
AYÇA TEKİNDOR, AKSEL BONFİL, AYTA SÖZERİ, BANU NOYAN, BARBAROS UZUNÖNER, BARIŞ HAYTA, BEDÜK, BENAN NAZLI ÖZKAYA, CAN BORA GENÇ, CANAN ANDERSON, CEMİL DEMİROK, DİDEM BALÇIN, FERYAL ÖNEY, HAKAN BİLGİN, LAÇİN CEYLAN, MELTEM TAŞKIRAN, MERT FIRAT, NİL FIRAT, İLKER ÖZDEMİR, İLKYAZ KOCATEPE, RUHİ SARI, SELEN UÇER, VATAN ŞAŞMAZ ve VOLKAN YOSUNLU” dan oluşuyor.
TOPÇU KORO’nun kadrosuna gelince: Bu koronun adı ise “ALİ KOCATEPE ON BİRİ”. Onlar da, Türkiye’nin en tanınmış ve sevilen futbol ve spor adamları: “ALİ GÜLTİKEN, ARİF KIZILYALIN, AYKUT KOCAMAN, BÜLENT KORKMAZ, CÜNEYT TANMAN, ERMAN TOROĞLU, HAKAN ŞÜKÜR, LEMİ ÇELİK, METİN TEKİN, RIZA ÇALIMBAY, RÜŞTÜ RENÇBER, SEMİH YUVAKURAN, TANJU ÇOLAK ve TÜMER METİN”
Ayrıca, bu geceye ALİ KOCATEPE’nin çok ünlü ve değerli sohbet dostları da renk katacak. Bu isimler de: HALİT KIVANÇ, DOĞAN HIZLAN VE ENVER AYSEVER olacak.
Bu geceyi tasarlayan ve sunan isme gelince:
O da: KOCATEPE AİLESİ’nin en yeni kuşak dostlarından olan,
Televizyon & Radyo Programları Yapımcı ve Sunucusu; hali hazırda ki Şişli Belediyesi Kültür Müdürü BANU KARAKUŞ.
Son olarak,
“SÖZ VE MÜZİK: ALİ KOCATEPE” nin ,
50. Sanat Yılı Dev Prodüksiyonuna, Mucize bir Orkestra eşlik etmeliydi ki;
Bu Orkestra da: “TURHAN YÜKSELER ve AÇIK ARA ORKESTRA”
Onlar da, bu “Unutulmaz Kadro”ların başında yer alacak…
– See more at: http://www.zorlucenterpsm.com/tr/ali-kocatepe#sthash.zEKjdv4L.dpuf